• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/dogruterapimerkezi1
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905415447199
  • https://twitter.com/dogruterapi_mkz
  • https://www.instagram.com/dogruterapimerkezi/
  • https://www.youtube.com/watch?v=kRrNYTwi6Bk

Yrd.Doç.Dr.Ömer Doğru

''PSİKOLOG'' Aile Danışmanı & İletişim Uzmanı

Site Haritası
Saat
Takvim
<script async src="https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js?client=ca-pub-2967709272430144"
     crossorigin="anonymous"></script>

Anasayfa

Kişiliğimiz içsel ve dışsal dünyamızla ilişkimizin nasıl olacağını ne şekilde olacağını belirler. Bunu bir etkileşim ve iletişim aracına benzetebiliriz. Hepimizin atamızdan ailemizden bize aktarılan genetik özelliklerimiz vardır.Bize aktarılan bu mirasın kişiliğimizdeki görüntüsüne MİZAÇ diyoruz. Fark ederiz kimimiz daha neşelidir kimimiz daha asabi, kimimiz çevremiz tarafından çok sakin olarak adlandırılırız.   Mizacımızı bu iletişim ve etkileşim aracının temel taşı olarak görebiliriz. KARAKTER ise bu temel üstüne inşa edilen bir yapıdır. Bu yapı;  neyi nasıl gördüğümüz ve değerlendirdiğimiz, etrafımız ve kendimiz hakkında neye inandığımız, düşüncelerimiz, olaylardan çıkardığımız sonuçlar ve öğrendiklerimiz, inançlarımız ve kurallarımızın bir örüntüsüdür. Karakterimiz sürekli gelişebilmekle birlikte, çocukluk döneminde bu gelişimin daha hızlı olduğunu söyleyebiliriz. Kişiliğimiz ise mizacımız ve karakterimizin birleşimidir. Hayatımız boyunca dünyayla olan etkileşimimizde “o nasıl biri”
30.11.2021
Bir anne babanın çocuğuna yapabileceği en büyük katkı onunla sağlıklı iletişim kurarak kişiliğinin doğru bir şekilde  gelişmesini sağlamak olmalıdır. Kendini doğru bir şekilde ifade etme, hakkını savunma ve itiraz edebilme yeteneğinin gelişmesi çok kıymetli ve elzem bir durumdur. Çocuklarınızla çok zaman geçirin sağlıklı bir iletişim için düzgün cümlelerle konuşun ve anlamak için empati kurun. Bu konuda yazılmış harika bir tesbiti beraber inceleyelim çocuk gözünden Anne Baba İletişiminin önemini. Bir gün susmayı öğrendim. Öyle bir sustum ki belki sonsuza kadar susacaktım. Çünkü susmak benim küçücük dünyamda babamla kurduğum iletişim tarzıydı. Babam akşamları eve yorgun dönerdi. Ben bütün gün evde sıkılır, onun gelişini iple çekerdim. Daha o kapıdan girer girmez boynuna atılır onunla oynamak isterdim. Babam sarılır, öper sonra da, hadi odana git, derdi. Yemek hazırlanınca annem çağırır bu defa masada bir araya gelirdik babamla. Onlar annemle konuşurken ben araya girer, sesimi duyuramayınca da bağırırdım.
08.11.2021
Şizofreni, genellikle gençlik yıllarında, genetik ve çevresel faktörlerin etkisiyle ortaya çıkan; duygu, düşünce, algılama ve davranışı etkileyen; farklı klinik tablolarla görülen, nörobiyolojik temelleri olan bir hastalıktır. Şizofreninin Tarihçesi Hastalığın, araştırılmaya ve tedavi edilmeye değer, tıbbi bir durum olduğuna karar verilmesi, 1800’lü yılların ikinci yarısına rastlamaktadır. Şizofreniilk olarak 1853 yılında Benedict Morel tarafından tanımlanarak DementiaPrecox (erken bunama) olarak adlandırılmış fakat 1911 yılında İsviçreli bilim adamı EugenBleuler yayınladığı ‘’DementiaPrecox” veya “Şizofrenililer Grubu’’ isimli kitapta hastalığın erken yaşlarda başlamasının ve bunamayla sonuçlanmasının zorunlu olmadığı vurgulanmıştır. EugenBleuler aynı kitabında, bu hastalığı tanımlamada bugün kullandığımız şizofreni (schizophrenia) terimini önermiştir.
18.10.2021
Kişiliğimiz içsel ve dışsal dünyamızla ilişkimizin nasıl olacağını ne şekilde olacağını belirler. Bunu bir etkileşim ve iletişim aracına benzetebiliriz. Hepimizin atamızdan ailemizden bize aktarılan genetik özelliklerimiz vardır.Bize aktarılan bu mirasın kişiliğimizdeki görüntüsüne MİZAÇ diyoruz. Fark ederiz kimimiz daha neşelidir kimimiz daha asabi, kimimiz çevremiz tarafından çok sakin olarak adlandırılırız.   Mizacımızı bu iletişim ve etkileşim aracının temel taşı olarak görebiliriz. KARAKTER ise bu temel üstüne inşa edilen bir yapıdır. Bu yapı;  neyi nasıl gördüğümüz ve değerlendirdiğimiz, etrafımız ve kendimiz hakkında neye inandığımız, düşüncelerimiz, olaylardan çıkardığımız sonuçlar ve öğrendiklerimiz, inançlarımız ve kurallarımızın bir örüntüsüdür. Karakterimiz sürekli gelişebilmekle birlikte, çocukluk döneminde bu gelişimin daha hızlı olduğunu söyleyebiliriz.
11.10.2021
Anksiyete :Türkçedeki karşılığıyla kaygıdır, Kişide her an kötü bir şey olacakmış hissi, örneğin her an kötü bir haber alacağı yada kendisinin yahut yakınlarının başına kötü bir şey geleceği endişesi ile giden bir düşünme duygusudur. Yaygın anksiyete nedir? Neden bütün sıkıntıyı bedenimde hissediyorum? Teşhis nasıl konulur? Yaygın anksiyete bozukluğunun nedenleri nelerdir? Tedavi yöntemleri Yaygın anksiyete nedir? Kişi sıklıkla günlük olaylar karşısında beklenenin üstünde yüksek bir kaygı düzeyi yaşar. Zihni çoğunlukla felaket senaryoları ile doludur. Örneğin çocuğu eve bir saat gecikmeyle gelmiştir, ancak bu gecikme “mutlaka çocuğa araba çarpmıştır”, “birileri çocuğa bir şey yapmıştır”
05.10.2021
 2  ...

Son Güncelleme: Bugün

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam71
Toplam Ziyaret132379
Üyelik Girişi
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar13.375213.4288
Euro15.140015.2007
Hava Durumu

<script data-ad-client="ca-pub-2967709272430144" async src="https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script>