• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/dogruterapimerkezi1
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905415447199
  • https://twitter.com/dogruterapi_mkz
  • https://www.instagram.com/dogruterapimerkezi/
  • https://www.youtube.com/watch?v=kRrNYTwi6Bk

Yrd.Doç.Dr.Ömer Doğru

''PSİKOLOG'' Aile Danışmanı & İletişim Uzmanı

Site Haritası
Saat
Takvim
<script async src="https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js?client=ca-pub-2967709272430144"
     crossorigin="anonymous"></script>

Travma Sonrası Stres Bozukluğu

Farklı belirtiler ile kendini ortaya koyan travma sonrası stres bozukluğu, genel anlamda travmatik olayların neden olduğu bir rahatsızlık halidir. Çeşitli sarsıcı olaylar ile tetiklenerek ortaya çıkan bu rahatsızlık, kişilerde beklenmeyen psikolojik deformasyonlara neden olabilir. Bu durum da travma sonrası stres bozukluğu olarak adlandırılmaktadır. Travma sonrasında olumsuz etkilerden uzak kalmak için yapılması gereken en iyi şey ise stres etmenlerinden uzak kalmak ve psikolojik destek alarak travma yaratan olayı paylaşmaktır.

Bu sayede travma sonrası stres bozukluğu rahatsızlığını aşmak ve hatta bu rahatsızlığı hiç yaşamamak bile mümkün olabilmektedir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu Nedir?

Yaşanan birbirinden farklı pek çok travmatik olay TSSB'na neden olabilir. Travma sonrası stres bozukluğu; travmatik olaylardan sonra gelişen bir tür psikolojik rahatsızlıktır. Genel anlamda duygu durumunun ve ruhsal durumun olumsuz şekilde etkilenmesini içerir. Yani temelde bu rahatsızlığı yaşanan bir travmatik olayın olumsuz psikolojik etkileri olarak değerlendirebilirsiniz. Kişinin birini kaybetmesi, bir doğal afetten etkilenmesi ve benzeri durumlar yaşaması ile gelişebilir. Bu tip büyük ölçekli travmatik olaylar psikoloji üzerinde olumsuz etkiye sahiptir.

Ortada herhangi bir biyolojik faktörün ya da genetik yatkınlığın olması gerekmez. Travma sonrası stres bozukluğu rahatsızlığı, herkesin yaşadığı travmatik bir olaydan sonra gelişebilir. Özel bir yatkınlık ya da genetik etken gereksinimi yoktur. Travma öncesinde sağlıklı bir ruh durumuna sahip olan kişinin travma sonrasında yaşamı ve psikolojisi tamamen değişebilir. Bu durum da günlük tamamen etkileyebilir. Etkilerden uzak kalmanız için psikolojik destek alabilir, depresyon tedavisi alarak da bu olumsuz etkilerden uzaklaşabilirsiniz.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu Neden Olur?

Genel anlamda çeşitli travmatik olaylar sonrasında travma sonrası stres bozukluğu gelişir. Yaşanan travmatik olaylar farklılık gösterse de travma sonrasında stres bozukluğunun etkileri son derece benzerdir. Bu sebeple de travmalar sonrasında yaşanan bu genel rahatsızlık; travma sonrası stres bozukluğu olarak isimlendirilir.

Travma sonrası stres bozukluğuna yol açan faktörler şunlar olabilir:

Doğal afetler (deprem, sel, yangın vb.)

Savaş

İşkence

Taciz

Tecavüz

Ölümcül hastalıklar

Ölümcül kazalar

Yakınların kaybı

Kazalar

Aile içi şiddete maruz kalmak

Sarsıcı çocukluk yaşantıları

Bahsedilen etkenler ve çok daha fazlası travma sonrası stres bozukluğu rahatsızlığına yol açabilir. Bu tip durumlar yaşandığında hemen sonrasında psikolojik destek almak çok önemlidir. Özellikle de sarsıcı çocukluk yaşantıları gelecek yaşam üzerinde büyük etkilere sahiptir.

Bu nedenle de her bir faktörün önemi yadsınamayacak kadar büyüktür. Travmalar, büyük depresif etkiler yaratabilir. Travma sonrası stres bozukluğu da aslında büyük psikolojik rahatsızlıklar için bir başlangıç olabilir. Genetik ya da biyolojik bir etken olmasa dahi travmatik yaşantılar psikolojik rahatsızlıklar üzerinde büyük etkiye sahiptir. Bu sebeple de travmatik olayların sonrasında destek almak gerekir.

Pek Çok Etken Travma Sonrası Stres Bozukluğunda Tetikleyici Olabilir

Travma sonrası stres bozukluğu rahatsızlığının meydana gelmesi için psikolojik anlamda genetik bir yatkınlık gerekmediğinden bu rahatsızlık herkesin yaşayabileceği bir durumdur. Yani aslında dışlar tetikleyiciler nedeniyle ortaya çıkar. Bu da herkesin yaşayabileceği travmatik olaylardan kaynaklanan bir rahatsızlık olduğunu ortaya koyar. Yaşanan sarsıcı ve büyük etki yaratıcı olaylar sonucunda bu rahatsızlık kendini ortaya koyabilir.

Yapılan çalışmalar sonucunda ailesinde anksiyete ya da depresyon geçmişi olan kişilerde bu rahatsızlığın daha sık görüldüğüne rastlanılmıştır. Ancak yine de tam anlamıyla genetik bir yatkınlıktan söz etmek mümkün değildir. Ailesinde herhangi bir psikolojik rahatsızlık geçmişi olmayan kişilerde de sıklıkla bu rahatsızlığın görülmesi söz konusudur. Bu sebeple de genetik yatkınlığınız olmasa dahi kendinizi risk grubunda saymanız gerekebilir. Özellikle de sarsıcı bir olay yaşadıysanız, psikolojik destek alarak bu rahatsızlığı aşabilirisiniz.

 

Travma Sonrası Stres Bozukluğu Riskini Arttıran Faktörler Nelerdir?

Olası travmalardan sonra travma sonrası stres bozukluğunun yaşanması zaten mümkündür. Ancak bu riski arttıran farklı etkiler de söz konusudur. Şu etkenler travma sonrası stres bozukluğu riskinin yaşanma riskini arttıran faktörler olarak sayılabilir:

Aile içinden ya da sosyal çevresinden olay sonrası yeterince destek görülmemesi

Olay sonrasında profesyonel anlamda psikolojik destek alınmaması

Yaşanan sarsıcı olayın tekrar eder konuma sahip olması

Travmatik olay yaşanmasa bile bu tip olayların sık sık görülmesi ya da bu tip olayları yaşayan insanların yanında yer almak

Anksiyete ya da depresyon gibi psikolojik rahatsızlıkların kişide mevcut olması

Madde veya alkol kullanımının olması

Yaşanan travmanın yoğun veya uzun süreli seyretmesi

Farklı travmatik olayların üst üste yaşanması

Travmatik olaylara ek olarak stresli ve yoğun bir hayata sahip olmak

Olayın paylaşılamaması

Yaşanan sarsıcı olay hakkında başkaları tarafından suçlanmak

Görüldüğü üzere pek çok etken de travmatik olaylar sonrasında bu rahatsızlığın gelişmesine neden olabilmektedir. Örneğin ailesinden birini kaybeden bir genci ele alalım.

Bu gencin etrafındakiler ile durumu iyi şekilde paylaşamaması, psikolojik destek almaması ve tüm bunlara ek olarak stresli bir hayatın yaşanması ne yazık ki travma sonrası stres bozukluğu tetikleyici karaktere sahiptir. Benzer şekilde çocukluk döneminde yaşanan bir taciz olayında çocuğun çevre tarafından bastırılması ve susturulması, olayın paylaşılmasını engeller.

Çocuk bu durumda suçlanabilir, olayı kimse ile paylaşamayabilir. Bu durumda aile desteği ya da sosyal çevre desteği görmeyen çocuk bu rahatsızlığı gösterebilir.

Doğrudan Yaşanmayan Olaylar ve TSSB

Kimi zaman sarsıcı ya da travmatik bir olay yaşanmasa bile kişilerde travma sonrası stres bozukluğu rahatsızlığı görülebilmektedir. Bunun en açık örneği de acil servis çalışanları, ilk yardım ekipleri, askerler ve itfaiye çalışanları olabilir.

Bu tip farklı mesleklere sahip olan kişiler, doğrudan travmatik bir olay yaşamasalar bile yaşanan pek çok travmatik olaya tanıklık etmeleri onlarda rahatsızlığa yol açabilir. Özellikle de doktor, ilk yardım uzmanlığı gibi mesleklere sahip olan kişilerde bu rahatsızlıklar yoğun şekilde görülebilmektedir. Bir yangından kurtarılamayan kişilere tanıklık etmek bir itfaiyeci için sarsıcı olabilir. Benzer şekilde trafik kazası geçiren birine ilk yardım uygulayan sağlık çalışanı, kurtaramadığı kazazedeler için benzer hislere sahip olabilir.

Her ne kadar hayatını kaybeden, travmatik olay yaşayan kişiyi tanımasalar bile bu tip vakalar onlarda ciddi psikolojik olumsuzluklara yol açabilir. Bu sebeple de aslında bir travmayı doğrudan yaşamak gerekmez. Aslında bir tetikleyici olarak yaşanan vakalara bizzat şehitlik etmek de olasıdır. Bu tip mesleklere sahip olan kişilerin travma sonrası stres bozukluğu durumunu yaşaması mümkündür.

Destek Almamak TSSB Riskini Arttırır Mı?

Yaşanan olası bir travma sonrasında aileden ya da yakın çevreden desteğin alınmaması kişinin TSSB rahatsızlığı yaşaması riskini arttırır. Yalnızca sosyal destek değil aynı zamanda profesyonel olarak alınacak olan psikolojik destek de son derece önemlidir. Hiçbir koşulda destek alınmazsa bu rahatsızlığın ilerlemesi ve kendini açığa vurması mümkün olabilmektedir.

Pek çok psikolojik rahatsızlık sorunu paylaşamamaktan ve destek alamamaktan kendini ortaya koyar. Bu sebeple de aşılması güç görülmeyen konularda bile sosyal destek almak aslında son derece önemlidir. Yaşanan travmatik olaylar kişileri derinden etkileyebileceği için alınacak olan destek de büyük öneme sahiptir. Psikolojik sağlığınızın bir bina olduğunu varsayın. Bu binanın herhangi bir katında meydana gelebilecek olan hasar, tüm binanın sağlam kalmasını etkiler. Bu sebeple de alınacak en ufak darbe, genel psikolojik sağlığın riske atılması anlamında gelir.

Çevrenizden veya profesyonel şekilde alacağınız psikolojik destek sayesinde binada meydana gelen darbe onarılabilir. Binanın derin bir darbe alması durumunda çevreden gelecek olan destek yeterli olmayabilir. Bu durumda profesyonel destek ile binanın iyi şekilde onarımının sağlanması mümkündür.

Madde ve Alkol Kullanımı Travma Sonrası Stres Bozukluğu Riskini Arttırır Mı?

Özellikle de yaşanan travmatik olay ya da olaylardan sonra madde ve alkol kullanmak, travma sonrası stres bozukluğu riskini önemli ölçüde arttırmaktadır. Kişiler yaşadıkları durumun etkilerini hissetmemek için madde kullanabilir.

 

Benzer şekilde yaşanan durumun unutulması için de alkol ve benzeri maddelere başvurulabilir. Bu tip durumlar unutmaya ya da etkileri hissetmemeye yaramaz. Tam aksi şekilde yaşanan travmatik olayların etkilerini arttırır. Olaylar sonrasında alkol ve madde kullanımı olayları tetikler. Bu nedenle de unutmak daha zor hale gelir. Yaşanan durumlar sık sık hatırlanır ve bu nedenle de stres artar. Yani aslında alkol ve madde kullanımı bir çözüm değildir. Yalnızca kişinin anlık olarak kendini iyi hissetmesine yarar sağlayabilir. Sonrasında ise bağımlılıklara neden olabilir.

Kimi zaman alkol ve madde kullanımının travmatik olaylar gibi durumları daha canlı ve unutulmaz kıldığı da görülmüştür. Kimi uyuşturucu maddeler bu tip olayların hatırlanmasına yol açar. Kişi ne kadar unutmak istese de yaşanan olaylar maddenin kullanımı ile yeniden gün yüzüne çıkar. Durum böyle olunca da kişinin travmatik bir olayı unutması ve etkilerinden uzak kalması epey zorlaşır. Bu nedenle de madde ve alkol kullanımının travma sonrası stres bozukluğu riskini arttırdığını söylemek mümkündür.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu İle Ortaya Çıkabilecek Komplikasyonlar Nelerdir?

Farklı pek çok psikolojik rahatsızlığı tetikleyici etkisi olan travma sonrası stres bozukluğu, pek çok olumsuz etkiye yol açabilecek bir durumdur. Kişiler alkol ve madde kullanımına yönelebilir. Bu durumda çeşitli bağımlılıklar meydana gelebilir. Oluşan bağımlılıklar ise ciddi sorunlara neden olabilir. Hem fiziksel sağlığı hem de psikolojik sağlığı olumsuz etkileyen bağımlılıkların ortaya çıkmasına yol açabilir. Bağımlılıkların olumsuz pek çok etkisi olabilir. Aslında travma sonrası stres bozukluğu, bağımlılığı tetikler. Bağımlılıklar ise pek çok psikolojik rahatsızlığı tetikleyebilir.

Kişinin çok fazla madde kullanması sonucu intihar düşünceleri gelişebilir. Benzer şekilde sosyal ve günlük yaşam da bağımlılıklar nedeniyle olumsuz etkilenebilir. Yalnızca bağımlılıklar da meydana gelmez. Travma sonrası stres bozukluğunun yaratacağı depresif ruh durumu farklı psikolojik rahatsızlıkları da tetikler. Obsesif kompülsif bozukluk, bipolar bozukluk, depresyon ve benzeri pek çok rahatsızlığı tetikleyen bu durum aslında önlem alınması gereken önemli bir ilk rahatsızlıktır.

Travma sonrası stres bozukluğuna bağlı şekilde intihar düşünceleri gelişebilir. Kişi, yaşadığı travma sonucunda kendi yaşamını sonlandırmak isteyebilir. Bu düşünceler ciddi önem taşır. Eğer profesyonel psikolojik destek alınmazsa intihar düşünceleri eyleme geçirilebilir. Kişinin kendine zarar vermesini önlemek için ise yapılması gereken şey, travma sonrasında vakit kaybetmeden psikolojik destek almaktır. Bu sayede yaşanan durumun olumsuz psikolojik etkilerinden uzaklaşmak mümkün olabilmektedir.

 

Sosyal ve Günlük Yaşama Olan Etkiler

Ortaya çıkabilecek farklı komplikasyonlar mevcuttur. Örneğin sosyal yaşam ve günlük yaşam büyük ölçüde olumsuz şekilde etkilenir. Bir çocuğun aile bireylerinden birini kaybettiğini varsayalım. Hem mevcut yaşantısında hem de ilerleyen yaşlarda çocuk güven problemlerine sahip olabilir. Ailesinden birinin onu bırakıp gittiği düşüncesi çocukta travmaya neden olur. Bu durum da ilerleyen yaşamda herkesin bir anda onu terk edebileceği, ölebileceği gibi düşünceleri şekillendirir. Kişinin duygusal durumu ve sosyal hayatı da bu şekilde etkilenmiş olur.

Benzer şekilde bir taciz durumunu ele alabiliriz. Genç bir kızın tacize uğradığını varsayalım. Kız ilerleyen yaşantısında erkeklerle yakınlaşmaya çekinebilir. İlişki yaşama olasılığı olduğu kişileri kendinden uzaklaştırmak isteyebilir. Ayrıca herkesin ona aynı şeyi yapabileceğini de düşünebilir. Bu nedenle de tacize uğradığı kişiye benzeyen herkesten uzak durabilir. Yani sosyal yaşama kökten bir kısıtlama getirilir. Bunlar istemsiz şekilde gerçekleşse de aslında kişinin erken dönemde destek alması ile bu tip problemlerin yaşanma olasılığı da azalabilecektir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu Nasıl Önlenir?

Bir travmatik olay sonrasında travma sonrası stres bozukluğunu önlemek için farklı yollar birlikte ya da ayrı ayrı olacak şekilde izlenebilir. Travma sonrası stres bozukluğunu önlemek için şunlar yapılabilir:

Travma sonrasında profesyonel psikolojik destek alınabilir.

Yaşanan travmatik olay yakın çevre ile paylaşılabilir.

Madde ya da alkol kullanımından uzak durulabilir.

Travmatik olay mümkün olduğunca az düşünülmelidir.

Benzer olayları yaşayan kişilerle iletişim kurularak durum paylaşılabilir ve destek alınabilir.

Görüldüğü üzere pek çok farklı şekilde travma sonrası stres bozukluğundan uzak kalmak mümkün olabilmektedir. Bu rahatsızlığın önlenmesi için olay sonrasında vakit kaybetmeden profesyonel psikolojik destek almak gerekir.

Kişinin alacağı bu destek sayesinde pek çok durumdan uzak durulması mümkündür. Örneğin stres, kendini suçlama, geleceğe yönelik kaygı yaşama gibi sorunlar psikolojik destek sayesinde ortadan kaldırılabilir.

Sosyal Destek Sayesinde Travma Sonrası Stres Bozukluğu Önlenebilir

Benzer durumu yaşayan kişilerle irtibata geçmek ya da yakın sosyal çevre ile yaşanan olayı paylaşmak da ayrıca büyük destek sağlar. Psikolojik desteğin önemli bir parçası olan bu etkileşim, profesyonel yardım ile birlikte yürütülmelidir. Aile üyeleriyle, arkadaşlarla, yakın çevre ve benzer olayları yaşayan topluluklar ile iletişim sağlanabilir. Bu sayede hem kişi suçluluk, kaygı, stres gibi duygulardan uzaklaşabilir hem de yaşadığı durumu yaşayan kişilerden deneyimlerini öğrenerek bilgi alabilir.

Aslında her bir önleyici bir arada olduğunda bu rahatsızlıktan uzak kalmak da o kadar mümkün olabilir. Alınan sosyal destek yalnızca kişinin kendini açıklamasına yaramaz. Aynı zamanda gerçekleştirilen paylaşımlar sayesinde yakın çevrede tavsiyeler alınabilir, yaşama dair destek sağlanabilir. Buna ek olarak kişinin kendini suçlamasının önüne de geçilebilir.

Yapılan farklı çalışmalarda kişilerde yakın çevreden sosyal destek almasının profesyonel destek almak kadar önemli olduğu görülmüştür. Bu ikisi birlikte yürütüldüğünde ise travma sonrası stres bozukluğu ile karşılaşmak çok daha düşük bir ihtimal haline gelebilecektir.

Madde ve Alkol Kullanımından Uzak Durmak Travma Sonrası Stres Bozukluğunu Nasıl Önler?

Özellikle de madde kullanımının genel bilişsel ve fiziksel sağlık üzerinde büyük olumsuz etkileri olabildiği görülmüştür. Kişiler olay öncesinde ve sonrasında da alkol ve madde kullanıyorsa bu durumda yaşanan travmatik olaya dair daha fazla kötü düşünceye sahip olunabilir. Özellikle de kullanılan maddeler halüsinojen etkisine sahip ise yaşanan olaya dair pek çok halüsinasyon görmek de olasıdır. Görülen bu halüsinasyonlar da olayların tekrar tekrar hatırlanmasına, yaşanan durumun ise etkisini hiçbir zaman kaybetmemesine neden olur.

Doğal olarak kötü etkilerden uzak kalmak mümkün olmaz. Olay yeniden canlanacağı için sürekli olarak o ana dair kötü duygular hissedilmeye devam eder. Öncesinde bu tip ürünlerin kullanılmaması daha ayrıca olay sonrasında madde ve alkol kullanımına yoğunlaşma riskini azaltır. Bu sebeple de kişilerin yaşamlarında madde ve alkol kullanımına mümkün olduğunca yer vermemesi gerekir.

Olası travmatik olaylar sonrasında ise bu tip ürünlerin kullanımından uzak durmak gerekmektedir. Olayın etkilerinin hissedilmesi konusunda bir tetikleyici olan madde ve alkol kullanımı mümkün olduğunca az olacak şekilde tercih edilmelidir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu Belirtileri Ve Tipleri Nelerdir?

Kimi zaman belirtilerini olay sonrasındaki ilerleyen ilk ay içinde de gösterebilen travma sonrası stres bozukluğu, etkilerini uzun yıllar sonra da ortaya koyabilir. Belirtilerin gözlemlenmesi her zaman ilk birkaç gün içinde olmaz. Kimi zaman birkaç ay sonra bile travma sonrası stres bozukluğu belirtilerini görmek mümkündür.

 

Travma sonrası stres bozukluğu belirtileri şunlardır:

Olayın yeniden hatırlanması (olayın yeniden oluyor gibi yaşanması)

Olaydan ve olaya dair tüm detaylardan kaçınma

Olayları yeniden canlandırma

Aşırı uyarılma

Sürekli olaya dair düşünme

Ruh hali ve duygu durumunda meydana gelen olumsuz değişimler

Fiziksel ve duygusal tepkilerde gözle görülür değişimler

Bu belirtilerin her biri farklı şekilde görülür ve herkeste her bir belirtinin görülmesi gerekmez. Kimi zaman yalnızca tek bir belirti görülür ve bu belirti uzun süreli şekilde devam ederek duygu durumu ile ruh halini büyük ölçüde olumsuz şekilde etkileyebilir. Özellikle de günlük ve sosyal yaşam bu nedenle büyük ölçüde zarar görebilir.

Yeniden Hatırlama ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu

Olayın yeniden hatırlanması, kişilerde sıklıkla görülen bir durumdur. Travmatik bir olayı kısa sürede unutmak kolay değildir. Yaşanan durumun içinde olan, o an yaşanan olaya birebir şekilde tanıklık eden ya da olayda bir özne olan kişiler uzun süreli şekilde yeniden hatırlama belirtisini gösterebilir.

Örneğin bir depremi yaşayan, uzun saatler boyunca kurtarılmayı bekleyen kişiler olayın üzerinden uzun yıllar geçse de olay anını yeniden hatırlayabilir. Yeniden hatırlama durumu yalnızca olay anını düşünme ile sınırlı kalmaz. Aynı zamanda olay anına dair sık sık rüya görülebilir. Görülen rüya ve kabuslar uyanınca kişide sarsıcı etkilere neden olabilir. Bir nevi olay anının yeniden yaşanmasına sebebiyet veren bu yeniden hatırlama durumları ayrıca objeler ile de sağlanabilir.

Örneğin bir trafik kazası yaşayan ve yakınlarını bu kazada kaybeden kişiler araç ya da trafik gördüğü zaman ciddi belirtiler gösterebilmektedir. Araca binme konusunda fobilere sahip olabilir.

Araçları gördüğü zaman çığlık atma, ağlama gibi farklı belirtiler görülmesi de mümkündür. Tüm bunlar yeniden hatırlamaya bağlı şekilde gelişmektedir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu Belirtisi Olarak Kaçınma

Kişiler yaşanan travmatik olaya dair her detaydan kaçınabilir. Örneğin olay anında orada gördüğü bir obje zihninde yer edindiğinden olay ile ilişkilendirilebilir. Bir yangın sırasında ev içinde kalan kişinin olay sırasında evin içinde yalnızca mavi renkli bir oyuncak ayıcığı görebildiğini varsayalım.

Kişi yangından kurtulduktan sonra herhangi bir pelüş oyuncağa yaklaşmak, mavi objelerin yakınında bulunmak istemeyebilir. Bu bir kaçınma göstergesidir. Benzer şekilde olayı hatırlatan kişilerden, olayın hatırlanmasına neden olan alanlardan uzak durma davranışı da mevcuttur. Kaçınma aslında olayı unutmak için istemsiz şekilde geliştirilen bir savunma mekanizmasıdır. Bu savunma mekanizması pek güvenli değildir çünkü kişi her türlü durumdan kendini soyutladıkça aslında günlük yaşamını da büyük ölçüde kısıtlayabilir

Objelerin, kişilerin, faaliyetlerin ya da mekanların yaşamdan bu derece çıkarılması hem sosyal yaşamı hem de günlük yaşamı olumsuz şekilde etkiler. Ayrıca kaçınmanın unutmaktan çok yeniden hatırlamaya neden olduğu da gözlemlenmiştir. Bu nedenle de bir durumdan kaçınmak aslında o olayın bağlı olduğu koşulları gördükçe kişiyi yeniden hatırlamaya iter.

Yeniden Canlandırma ve TSSB

Özellikle de erken yaşta travma yaşayan çocuklar yeniden canlandırma belirtisini sıklıkla gösterirler. Oynadıkları oyunlarda ya da anlattıkları olaylarda sürekli olarak yaşanan travmatik olaya değinirler. Örneğin bir cinsel tacize mağdur kalmış çocuk, oynadığı oyun sırasında oyuncakları ile olay anını yeniden canlandırabilir. Bunu yaşadığı travmayı anlatmak ya da yaşadığı olayı dile getirmek için yapmasa dahi olayı unutamadığı için sürekli olarak bu travma üzerine odaklanır.

Oyuncak bebeği ile oynarken taciz sırasında ona söylenen sözleri tekrarlayabilir. Benzer şekilde annesini kaybeden küçük bir çocuk oyunlar sırasında sürekli olarak anne figürüne yer verebilir. Oyuncaklarını anne ve çocuk olarak canlandırabilir. Bir araba ile bile oynarken anne ve çocuk figürlerini kullanır.

Bu tip durumlar travma sonrası stres bozukluğu rahatsızlığının belirtileri arasında yer alır. Özellikle de oyun terapileri sırasında çocuk psikologlarının en sık kullandığı tekniklerden biridir. Çocukların durumu anlatmasını beklemek yerine oyunlar ile olayı öğrenmek bu sayede daha kolay olabilmektedir. Oyunlar ile de terapiler sırasında karşılık verilir ve travmatik etki oyunlar sayesinde azaltılmaya çalışılır.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu Nasıl Teşhis Edilir?

Bu rahatsızlığın teşhis edilebilmesi için öncelikli olarak travma sonrası stres bozukluğu rahatsızlığına sebep olabilecek olan tıbbi bir rahatsızlığın mevcut olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Bunun için ise fiziksel muayene gereklidir. Fiziksel muayene sırasında farklı birimlerden destek almak da olasıdır. Bu sayede rahatsızlığın tetiklenmesine neden olan tıbbi durumlar belirlenebilmektedir.

Teşhis için belirleyici olan en önemli nokta ise kişinin son dönemlerde sarsıcı bir olay yaşayıp yaşamadığıdır. Gerçekleştirilen görüşmeler sırasında son dönemde yaşanan travmatik olaylara odaklanılır. Bu sayede kişinin hangi sebebe bağlı şekilde travma sonrası stres bozukluğu geliştirdiği de görülebilir.

Bu sarsıcı olay belirlendikten sonra ise etkilere ve belirtilere bakılarak bir teşhis koymak mümkün olabilir. Sonrasında ise gerekli tedavi uygun şekilde uygulanır ve sarsıcı olayın etkileri en aza indirilmeye çalışılır.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu Nasıl Tedavi Edilir?

Farklı tedavi yöntemlerinin bir arada tercih edilebildiği bir rahatsızlık olan travma sonrası stres bozukluğu, hem ilaç kullanılabilen hem de psikoterapi içeren bir durumdur. Kişiler hem profesyonel şekilde psikolojik destek alır hem de kimi zaman ilaç kullanımının söz konusu olması mümkündür.

Bu tedaviler sırasında yaşam içerisinde meydana gelen olayların sarsıcı etkileri azaltılmaya çalışılır. Özellikle de kişinin kendi yaşamı içerisinde bir kontrol becerisine sahip olması sağlanmaya uğraşılır. Örneğin bir aile yakının kaybedilmesi kişinin elinde olan bir durum değildir. Bu durumun değiştirilmesi ve geri döndürülmesi de mümkün değildir. Ancak yine de kişi kendi hayatına daha sıkı şekilde sarılarak bunun etkilerinden uzak kalabilir. Kendi hayatını kontrol edebiliyor olmak bu noktada esastır.

Yürütülen ilaç tedavileri özellikle de duygu durumlarının düzenlenmesi için uygulanmaktadır. Kişinin depresif duygu durumundan kurtulması için farklı ilaç tedavileri tercih edilebilir. Bu ilaç tedavilerine ek olarak psikoterapi de tercih edilir. Psikoterapi sırasında sık sık yaşanan travmatik olaya değinilebilir. Sarsıcı olayın etkileri mümkün olduğunca azaltılabilir. Bu sayede olumsuz duygulardan daha uzak bir yaşam sürmek mümkün olabilir.

Travma sonrası stres bozukluğu tedavisinde ayrıca depresyon tedavisi de tercih edilebilmektedir. Kişiler yoğun bir depresyon içinde olabileceği için bu tedavi gerekli olabilir. Psikoterapiler ile birlikte yürütülen depresyon tedavisi, kişinin yaşadığı olumsuz duygu durumundan çıkmasına yardımcı olabilmektedir. Yaşanan olumsuz duygular hem ilaç desteği hem de depresyon tedavisi ile ortadan kaldırılabilir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu Tedavisinde Bilişsel Terapi

Bir konuşma terapisi olarak bilinen bilişsel terapi genel anlamda sarsıcı olaya dair oluşan olguların öğrenilmesi sürecidir. Örneğin kişi yaşadığı olaya dair olan korkularını paylaşır, olayın yeniden yaşanma olasılığı zerine korkularını dile getirebilir.

Bu sırada yaşanan olay ile yüzleşmek gerekir. Buna maruz kalma tedavisi de denir. Bilişsel terapiler genellikle maruz kalma tedavisi ile bir şekilde yürütülür. Bu sayede kişi yaşadığı olaya dair olan korkularını dile getirir. Bu korkular ile yüzleşir. Yüzleşme sayesinde yaşanan olayın etkilerinin en aza indirilmesi mümkün olabilir.

Stres Yönetiminin Geliştirilmesi

Tedavi sırasında yalnızca sarsıcı olaya odaklanılmaz. Ayrıca bir genelleme üzerinden kişinin yaşadığı her türlü stres konusunda kontrol sahibi olabilmesi sağlanır. Bu nedenle de gerçekleştirilen tedaviler yalnızca olay odaklı değildir.

Yaşanan her türlü olumsuz durum anında stresi kontrol edebilmesi becerileri tedaviler sayesinde geliştirilebilir. Örneğin mevcut sarsıcı olaya ek olarak günlük stres anlarının kontrol edilebilmesi de daha kolay hale gelir. Kişinin kendi yaşamı üzerinde ve kendi duygu durumu üzerinde kontrol sahibi olabilmesi bu şekilde sağlanabilmektedir.

Bireysel Terapiler ve Grup Terapileri

Benzer olayları yaşayan kişiler ile bir araya gelmek kimi zaman olayın anlaşılmasına ve olumsuz etkilerinin azaltılmasına yardımcı olabilir. Bu nedenle de bireysel terapilere ek olarak grup terapileri de tercih edilebilir. Sarsıcı olay yaşayan farklı ya da yakın yaş gruplarından kişiler bir araya gelerek bu terapilere katılır.

Bu sayede terapiler sırasında olaylar aktarılır, olayların anlaşılabilirliği sağlanır. Terapiye katılan herkes kendi yaşamı ve travması üzerinden bir pay çıkarabilir. Terapi devam ederken kişiler birbirleri ile yakınlık kurarak kendi aralarında destek de sağlayabilmektedir.Tedavi sürecinde grup terapilerinin tercih edilme nedenlerinden biri budur. Ayrıca yaşanan durumun yabancılar ile paylaşılması da kişinin kendini daha rahat hissetmesine olanak sağlamaktadır.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu İçin Yaşam Tarzı Değişiklikleri ve Destek

Travma sonrası stres bozukluğu ortaya çıkmaması için mutlaka profesyonel psikolojik destek alınmalıdır. Buna ek olarak yaşam tarzında da çeşitli değişimlerin yapılması gerekli görülebilir. Alınan profesyonel destek sırasında paylaşılan bilgiler ve duygular ışığında farklı değişikliklerin yapılması kişi için uygun olabilir. Yürütülen farklı tedavilere ek olarak kişinin yaşam tarzında değişiklik yapması da durumu atlatmasını kolaylaştırabilecektir.

 

Öncelikli olarak kişinin tedavileri ve terapileri aksatmaması gereklidir. Uygulanan terapiler sırasında mümkün olduğunca açık olmak gerekir. Tedavinin niteliğinin artması için verilen ilaçların ise düzenli kullanımı şarttır. Örneğin verilen farklı ilaçların düzenli şekilde kullanılmaması, duygu durum kontrolünün iyi şekilde sağlanamamasına yol açabilir. Buna bağlı olarak ilaç kullanımının düzenli olması şarttır.

İlaç kullanımının düzenli olması için kimi zaman bir program oluşturulması gerekebilir. Buna ek olarak birlikte yaşanan aile üyelerinin ya da arkadaşların da ilaçların kullanımı hakkında destek sağlaması önemlidir. Bu sayede ilaçlar eksiksiz şekilde düzenli olarak kullanılabilir. Ayrıca düzenli kullanılan ilaçlar sayesinde depresyon tedavisi gibi farklı tedaviler de TSSB tedavisi ile bir arada olacak şekilde sağlanabilir.

Sosyal Yaşam ve Farklı Uğraşlar

Tedavilere ek olarak daha fazla sosyal yaşam, bir öncelik olmalıdır. Sosyal yaşamın aile, arkadaşlar ve yakın çevre ile sağlanması gerekir. Bu sayede durum üzerine konuşulmasa bile kişi kendini yalnız hissetmez ve aldığı destek sayesinde daha mutlu olabilir.

Ayrıca sosyal anlamda aktif olan kişiler, yaşanan olumsuz durumları bir kenara bırakıp kendi yaşamlarına odaklanma konusunda daha istekli olabilmektedirler. Depresyon, stres ve benzeri pek çok durumdan uzak kalmak için iyi şekilde beslenmek önemlidir. Buna ek olarak aktif ve sosyal bir yaşamın benimsenmesi gerekir. Kişi kendini farklı uğraşlara adayabilir.

Örneğin farklı gruplarda ve kurumlarda görev alabilir. Buna ek olarak yeni etkileşimler sağlamak ve yeni uğraşlar edinmek kişinin kendi yaşamına ve isteklerine odaklanmasına yardımcı olabilir. Bu sayede de yaşanan olumsuzlukların geride bırakılması mümkün olabilmektedir. 

Her insan kendi günlük yaşamında birçok olay yaşıyor ve durumlara şahit oluyor. Bu olayların oluş şekli ve biçiminden dolayı insanları etkilemezken bazı olaylar ise insanı derinden etkileyip ağır travmaya sebebiyet veren sonuçlar doğurabiliyor. Travma sebebi olan olaylar insanlar üzerinden çoğu zaman yıkıcı ve toparlanması zor sonuçlar doğurabilmektedir. Bunun en kolay şekilde çözülebilmesi için ilk önce travmanın ne olduğunu ve nasıl geliştiğini bilmemiz gerekmektedir.

Travma Nedir?

Kişinin üzerinde çaresizlik, korku, dehşet, endişe ve yoğun stres yaratan olay ve durumlara travma adı verilmektedir. Travmalar genellikle beklenmedik bir olay sonucu insanın hayatında derin üzüntü ve sıkıntı vermesi sonrası oluşur. Kişi travmanın etkisi ile kendine ya da çevreye zarar verebilecek eğilim gösterebileceğinden dolayı mutlaka yakından izlenmesi gerekmektedir. Genellikle ruhsal travma olarak da bilinen bu duruma toplum içinde de çok sık rastlamak mümkün olmaktadır.

Travma Nasıl Gelişir?

Her bireyde travmanın etkisi ya da aynı olay karşısındaki tutumu çok farklı olmaktadır. Bu durum kişinin yaşanmışlıkları, düşünce yapısı, ruhsal dengesi ve yaşantısı ile yakından ilgilidir. Bir kişi üzerinde travmaya sebep olacak birçok olay vardır. Bunlar:

Ani kaza ve kişi kayıpları

Savaşlar, patlamalar, toplum içinde ki isyanlar

Beklenmedik Doğal Afetler (sel, deprem, yangın..vb)

Kişinin kendi ya da yakınının beklenmedik bir şekilde ciddi ve ölümcül bir hastalığa yakalanması

Şiddet, taciz, tecavüz, işkence

Görüldüğü üzere toplumdan ve insandan uzak olmayan bu vakalar bireyler üzerinde oldukça etki bırakmaktadır. Aynı zamanda yaşanılan bir olayın oluş şekli travmanın oluşmasında büyük bir rol oynamaktadır. Örnek verecek olursak; yaşlı ve ölümü beklenen bir bireyin ölümü ardından yaşanan üzüntü ve aniden bir kaza ya da durum sonucu beklenmedik bir şekilde ölen kişinin bıraktığı üzüntü yüzdesel olarak daha fazla travmaya sebebiyet vermektedir. Yaşanan travmaların ani ve yıkıcı bir etkide olması ardından en önemli ve mutlaka çözüme kavuşması gereken bir psikolojik rahatsızlığı da beraberinde getirmektedir; Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB).

Travma Sonrası Stres Bozukluğunun Belirtileri ve Gelişimi

İnsanın yaşadığı travma sonrasında gelen korku ve stres olarak bilinen bu durum, kişinin kendi günlük yaşantısına dönmesini oldukça zorlaştırmaktadır. Kişinin yaşadığı stres ve üzüntü ilerleyen zamanlarda daha fazla psikolojik tepkilere ve beraberinde fiziksel tepkilere kadar varabilmektedir.

Travma sonrası stres bozukluğunun en önemli belirtileri:

Gelecek kaygısı

Uykusuzluk

Uyunduğu zaman görülen kabuslar

Saldırgan davranışlar ve çabuk sinirlenme

İçe kapanma ya da yersiz enerji patlamaları

Sürekli olayla ilgili düşünme ve olayın zihinde tekrarı

Ortama, kendine ve çevreye yabancılaşma

Olayı hatırlatan etkenlerden korkma, huzursuz olma

Travma yaşayan bu kişilerde bu tip belirtilerin olması oldukça normaldir. Durumu kabullendikçe ya da normal hayata geri döndükçe bu belirtiler bir iki hafta içerisinde kendiliğin kaybolmaktadır. Lakin yaşanılan travmanın etkisi, süresi ve durumu neticesinde bu belirtiler aylar hatta yıllar boyu sürebilmektedir. Özellikle doğal afet, savaş, tecavüz ve işkence olaylarında travmanın etkisi uzun yıllar boyunca kalabilmekte ve kişi de bu durumların tekrarı olacak kaygısı sürekli olarak yaşanmaktadır. Bu stres ve travmanın verdiği kaygı gün geçerek kişide gelişir. Zaman geçtikçe etki azalır gibi yanlış bir kanı olsa da maalesef zaman ve kaçınma – unutma travmanın etkilerini azaltmaya yetmiyor. Travma sonrası stres bozukluğunda gelişen etkiler ise şunlardır;

Kaçınma

En çok yaşanılan ve travmanın etkisini en olay çözebilecek gibi duran durumdur. Kişi yaşadığı olaydan kaçar ve o anı hatırlamak istemez. Genellikle o olayı hatırlatan ortamlardan, nesnelerden, kişilerden uzak durarak yaşamını sürdürmeye devam eder. Olay sorulduğunda cevaplamak istemez ya da kaçamak cevaplar verir. Bazı durumlarda olay anında travma oluşumuna sebebiyet veren durum hatırlanmaz. Bu kişinin bahsetmek ya da hatırlamamak istemediğinden değildir. bu kişilerin zamanla normal olan duygulara karşı hisleri de azalabilmektedir. Eskiden olduğu gibi sevinç, üzüntü, heyecan, vb duyguları yaşayamaz hale gelebilir.

Yeniden Yaşama (hatırlama)

En sık görülen etkilerden bir tanesi olan hatırlama durumu travma yaratan anın kişinin zihninde olması ve sık hatırlanması ile yaşanmaktadır. Olay anında ki görüntüler, duyulan sesler, koku ya da tatlar, dokunmayla gelen hisler, kişi de sanki o anı tekrar yaşıyormuşçasına bir etki bırakmaktadır. Bu etki ise travmaya sahip kişi de çarpıntı, nefes darlığı, bulantı, titreme, baş dönmesi gibi fiziksel etkilere sebep olabilmektedir. Aynı zamanda kişide hayali sanrıların görülmesi de olası bir durumdur. Tehlike anında gibi hissetme, tekrar olacakmış hissi, sanrıyla konuşma ya da hiçbir tehlike olmamasına rağmen kaçmaya çalışmak gibi tepkiler ortaya çıkabilir. Uyku anında ise kabusla sıçrayarak uyanma, uyku esnasında nefessiz kalma hissi, kasılma gibi durumlar yaşanabilir.

Ekstrem Uyarılma (Aşırı Tepki)

Kişi hala olayın etkinde olduğu için o durumu hatırlatan herhangi bir olgu onun aniden tepki vermesine ya da uyarılmasına yol açacaktır. Bulunduğu ortamda ki istemsiz ses yükselmesi, birinin yüksek sesle konuşması, çalan müzik, çevredeki renkler, benzer kişiler, akla gelebilecek her türlü olgu, kişinin zihninde o anı tekrar yaşamasına neden olabilmektedir. Kişi bu durumu yaşarken kendine ya da çevreye zarar verebilir, çarpıntı, nefes alamama (psikolojik), ani ağlama krizleri, panik atak gibi fiziksel durumlarda yaşayabilmektedir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu İle Yaşama Devam Etmek ve Tedavi Süreci

Değişen travma olayları olduğu gibi kişilerin de bu travmalara verdiği tepkiler oldukça değişkendir. Travma sonrası stres bozukluğu süresince kişinin günlük hayatı büyük çoğunlukla olumsuz yönde etkilenmektedir. Yaş grubu ve içinde bulunulan durumlara göre farklılık gösterse de genellikle kişilerin hayatlarından aldıkları verimler düşmektedir. Öğrenciyse okul başarısı, çalışan biriyse işten aldığı verim, yaşlı bir kişiyse kendini içe kapama, çocuk yaş grubundaki bireylerde sosyal yetersizlikler ve daha birçok etmen sıralanabilmektedir.

Yaşam kalitesinin geri kazanılması ve travma etkilerinin en aza indirgenmesi için mutlaka alanında uzman ya da doktordan yardım alınması gerekmektedir. Kişi kendi başına aşmaya çalışırsa kendi içinde ki durumla baş başa kaldığı zaman onun için daha yıkıcı tablolar oluşabilir. Ayrıca insanların genellikle olayı unutmaya çalışması ve zamana bırakma tutumu oldukça yanlıştır. Çünkü izlenilen yöntem ve tutumlar travmanın etkisini azaltmaz ya da yok etmez. Uzman bir kişiye danışıldığı zaman olayın kökenine ve nedenlerine inerek çeşitli konuşma ve terapi yöntemleri ile kişinin travma etkilerinden kurtulması amaçlanır. Travmanın kişi de yarattığı etkiye göre izlenen tedavi yöntemleri ile kişinin en kaliteli ve güvenli bir şekilde hayata yeniden kazandırılması mümkün olmaktadır. Terapi, konuşmalar ve psikolojik tedavinin yanı sıra ilaç tedavisine de başlaması önerilmektedir. Maalesef ki travmalar ve sonuçları bir anda geçmez ve silinip atılamaz. Çoğu psikolojik rahatsızlıkta olduğu gibi ilaç kullanımı, hem tedaviyi kolaylaştıran hem de hızlı sonuçlar alınmasını sağlayan bir tedavi şeklidir.

Yrd.Doç.Dr.Ömer DOĞRU

Aile Danışmanı & iletişim uzmanı

 

  
257 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam26
Toplam Ziyaret145812
Üyelik Girişi
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar17.335717.4051
Euro18.262618.3357
Hava Durumu

<script data-ad-client="ca-pub-2967709272430144" async src="https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script>