• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/profile.php?id=100005731277518
  • https://twitter.com/dogruonline

Yrd.Doç.Dr.Ömer Doğru

Aile Danışmanı İletişim Uzmanı

Site Haritası
Saat
Takvim

Anasayfa

Çocuklara cinsel eğitim vermeye ne zaman başlamalı? Cinsel eğitim doğum öncesi dönemde bebeğin cinsiyetinin öğrenilmesiyle başlayıp ergenliğin son dönemine kadar devam eden bir süreçtir. Süreç diyoruz yani 1 kere verilerek bitecek bir olay değildir. Süreklilik arz eden, farklı dönemlerde farklı bilgi ihtiyacını doğurur. Dikkat edilirse doğum öncesi dönemden başlıyor dedik. Peki bu nasıl oluyor? Anne-baba bebeğin cinsiyetinin öğrenilmesiyle birlikte o cinsiyete uygun tutumlar geliştirmeye başlıyorlar. Örneğin kızsa pembe, erkekse mavi giysilerini alınması gibi. Çocuk doğduğu gibi hem içgüdüsel hem de hazırlanılan tutumlara göre davranmaya başlıyor. Her çocuğun cinsel eğitimde ilk öğrenim yeri ailedir. Bu sorular genelde 3 yaşa civarı gelmeye başlar. Cinsel eğitimin aşamaları var mı? EVET CİNSEL EĞİTİM 3 AŞAMALI BİR SÜREÇTİR. 1. Okul öncesi dönem, 2. Okul dönemi 3. Ergenlik dönemi diye ayırabiliriz.
23.08.2019
Anadoluda tarih boyunca yapılan insani yardımların zarif ve merhamet dolu yöntem ve yaklaşımları,yapanın gururlanmadığı yardım  yapılanın incitilmediği,empati ve hoşgörünün zirve yaptığı muhteşem bir öykü. Manisanın Akhisar ilçesinde bir edebiyat öğretmeninin şahit olduğu destansı bir yardım ve insanlık dersini anlattığı o gerçek öykü... Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu izlemekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı; ama küçük bir dükkan için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı. Hem de güçlükle. Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizinin alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu. Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti. Bir müddet öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda,
19.08.2019
Anksiyete :Türkçedeki karşılığıyla kaygıdır, Kişide her an kötü bir şey olacakmış hissi, örneğin her an kötü bir haber alacağı yada kendisinin yahut yakınlarının başına kötü bir şey geleceği endişesi ile giden bir düşünme duygusudur. • Yaygın anksiyete nedir? • Neden bütün sıkıntıyı bedenimde hissediyorum? • Teşhis nasıl konulur? • Yaygın anksiyete bozukluğunun nedenleri nelerdir? • Tedavi yöntemleri Yaygın anksiyete nedir? Kişi sıklıkla günlük olaylar karşısında beklenenin üstünde yüksek bir kaygı düzeyi yaşar. Zihni çoğunlukla felaket senaryoları ile doludur. Örneğin çocuğu eve bir saat gecikmeyle gelmiştir, ancak bu gecikme “mutlaka çocuğa araba çarpmıştır”, “birileri çocuğa bir şey yapmıştır” türünden kaygı içeren düşüncelerle karşılanır. Kişi olaylar karşısında hafif bir tedirginlik duygusundan panik derecesine kadar değişik yoğunluklarda kaygı yaşayabilir.
15.08.2019
Şizofreni, genellikle gençlik yıllarında, genetik ve çevresel faktörlerin etkisiyle ortaya çıkan; duygu, düşünce, algılama ve davranışı etkileyen; farklı klinik tablolarla görülen, nörobiyolojik temelleri olan bir hastalıktır. Şizofreninin Tarihçesi Hastalığın, araştırılmaya ve tedavi edilmeye değer, tıbbi bir durum olduğuna karar verilmesi, 1800’lü yılların ikinci yarısına rastlamaktadır. Şizofreniilk olarak 1853 yılında Benedict Morel tarafından tanımlanarak Dementia Precox (erken bunama) olarak adlandırılmış fakat 1911 yılında İsviçreli bilim adamı Eugen Bleuler yayınladığı ‘’Dementia Precox” veya “Şizofrenililer Grubu’’ isimli kitapta hastalığın erken yaşlarda başlamasının ve bunamayla sonuçlanmasının zorunlu olmadığı vurgulanmıştır. Eugen Bleuler aynı kitabında, bu hastalığı tanımlamada bugün kullandığımız şizofreni (schizophrenia) terimini önermiştir.
08.08.2019
Kişilik, kişinin kendine özgü davranışlarının bir bütünüdür. Diğer bir ifadeyle günlük yaşamda çevresine verdiği tepkiler ile, tutum ve davranışlarının oluşturduğu bütünlüktür. Dolayısıyla bu bütünlük içinde bir uyum ve süreklilik olması gerektiği gibi, normal davranış ve düşüncelerden sapmalar da göstermemesi, esnek olabilmesi, toplumsal uyum ve işlevini bozmaması gerekir. Bu durumda sağlıklı bir kişilik yapısından bahsedebiliriz. Ancak bazı bireylerde bu bütünlük ve uyum bozulmuş, işlev ve yeterlilik sapma göstermiştir ki, bu tür durum ve örüntüye kişilik bozukluğu adı veriyoruz. Kişilik bozukluğundaki özellikler sürekli ve tutarlıdır. Bireyi farklı kılacak kadar da kapsamlıdır. Aynı zamanda birey bu özellikleriyle bir bütün oluşturmuş olup, kendisini değiştirmekten çok, diğerlerinin kendisine uyum sağlamasını bekler.
07.08.2019
 1  ...

Son Güncelleme: Bugün
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam54
Toplam Ziyaret57130
Üyelik Girişi
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.74985.7728
Euro6.36106.3865
Hava Durumu
Anlık
Yarın
32° 34° 18°